
2026 yılının Şubat ayında, Seul'ün kışı özellikle soğuk ve kurudur. Bu kuru havada Perrotin Seoul'ün kapısını açıp içeri girdiğimizde, devasa bir sessizlik duvarıyla karşılaşırız. Bu duvar siyahtır. Ancak basit bir siyah değildir. Bu, binlerce, on binlerce el hareketinin birikimiyle oluşan zamanın katmanıdır ve dilin (Language) maddeye (Matter) indirgenmesi sürecinde meydana gelen acımasız bir mücadelenin izidir. 2025 yılının Eylül ayında, 82 yaşında vefat eden Kore deneysel sanatının ustası Choi Byung-so. Onun ölümünden dört ay sonra açılan bu sergi 《Untitled》(2026. 1. 20. ~ 3. 7.) basit bir retrospektifin ötesine geçiyor. Bu, bir sanatçının hayatını adadığı 'silme (Erasing)' estetiğinin nasıl çağın gürültüsünü bastırıp sanatın özüne, hatta insan varoluşunun kökenine ulaştığını kanıtlayan görkemli bir requiemdir.
Choi Byung-so'nun sanatı, malzeme seçiminden itibaren Kore modern tarihinin özgünlüğüyle iç içe geçmiştir. 1970'lerde, tuval ve yağlı boya fakir bir genç sanatçı için neredeyse bir lükstü. Bunun yerine çevremizde en yaygın olarak bulunan malzemelere, yani gazete kağıdına ve ucuz tükenmez kaleme odaklandı. Özellikle hayatı boyunca sadık kaldığı 'Monami 153 tükenmez kalem', 1963'ten beri Korelilerin günlük yaşamında yer alan bir yazı aracıdır. Sanatçı, bu en yaygın ve ucuz aracı kullanarak 'sanat' gibi yüce bir değeri üretme girişiminde bulundu.
Onun çalışma temeli olan 'gazete kağıdı' veya 'hamur kağıdı', 1950'ler sonrası toparlanma döneminin zayıf kağıt üretim teknolojisini simgeler. Yüzeyi pürüzlü ve rengi sarı olan hamur kağıdı, yazı yazarken kolayca yırtılıp aşınan zayıf bir yapıya sahiptir. Çocukluk döneminde ders kitabı olarak kullanılan bu hamur kağıdı, sanatçı için derin bir travma ve ilham kaynağı olmuştur. Kağıdın yırtılma noktasını, yani maddenin çöküşe geçmeden önceki durumunu sanatsal bir biçim diliyle yüceltti.
Choi Byung-so'nun çalışma süreci zorlu bir fiziksel emek gerektirir. Önce gazete kağıdının üzerine tükenmez kalemle çizgiler çizer. Metin görünmez hale gelene kadar sıkıca çizer ve tekrar çizer. Tükenmez kalemin mürekkebi kağıt lifleri arasına sızar, sürtünme ısısıyla kağıt incelir ve yer yer yırtılır. Üzerine tekrar 4B kurşun kalemin grafiti eklenir.
Bu süreçle gazete kağıdı artık kağıt değil, grafitin parlaklığını taşıyan metalik bir yüzeye dönüşür. Perrotin Seoul'ün 1. ve 2. kat sergi salonlarını dolduran büyük ölçekli çalışmalar, siyah çelik levhalar veya eski deri gibi bir doku sergiler. Bu, mürekkep ve grafit ile sanatçının terinin kimyasal olarak birleşmesiyle doğan üçüncü bir maddedir. Kağıdın kırılganlığı kaybolur ve emeğin sonucu olarak sağlam bir maddesellik (Materiality) kalır. İzleyici burada ezici bir görsel yoğunluk ve yücelik deneyimler.
Choi Byung-so'nun sanatsal köklerini anlamak için 1970'lerin 'Daegu' adlı mekansal ve zamansal arka planını dikkatlice incelemek gerekir. O dönemde Daegu, Seul merkezli ulusal sergi (Kore Sanat Sergisi) sistemi ve muhafazakar sanat ortamına karşı çıkan deneysel sanatın merkeziydi. Choi Byung-so, 1974'te kurulan ülkenin ilk modern sanat festivali olan 《Daegu Çağdaş Sanat Festivali》'nin kurucu üyesi ve kilit figürü olarak faaliyet gösterdi.
1975'te, Daegu'nun enlemi (35 derece) ve boylamı (128 derece) anlamına gelen avangart sanat grubu '35/128''i Kang Ho-eun, Kim Ki-dong, Lee Myung-mi gibi isimlerle birlikte kurdu. Bu grup, mevcut sanat dünyasının otoritesini ve biçimciliğini yıkmak ve "çizmeden de sanat olabilir" kavramsal deneyini başlatmak için öncülük etti. Bu dönemde Choi Byung-so, video, enstalasyon, performans gibi çeşitli medya arasında geçiş yaparak Kore avangardının ön saflarında yer aldı. Bu, Kim Ku-rim, Lee Kang-so, Park Hyun-ki gibi dönemin deneysel sanatçılarıyla etkileşim içinde oluşan bir zaman ruhu ve Batı'nın minimalizmi veya Japonya'nın Mono-ha'sından farklı olarak Kore'ye özgü deneysel sanatın özgünlüğünü inşa etme süreciydi.
1970'lerin ortasında, Choi Byung-so'nun gazete çalışmasına başlamasına neden olan belirleyici etken, o dönemin karanlık siyasi durumu ile ilgisiz değildir. Yushin diktatörlük rejimi altında basın tamamen kontrol altındaydı ve gazeteler sadece sansürlenmiş gerçekleri taşıyordu. Basının işlevinin felç olduğu bir dönemde, gazete bilgi aktaran bir araç değil, aldatıcı metinlerin birikimiydi.
Choi Byung-so

O dönemde 30'lu yaşlarında bir genç olan Choi Byung-so için gazete makalelerini tükenmez kalemle karalayıp silmek, bastırılmış sözlere karşı bir öfke ifadesi ve sahte harfleri reddeden pasif ama güçlü bir direnişti. Bazı eleştirmenler bunu 'basın baskısına karşı direniş' olarak yorumlar. Ancak sanatçı, bunu daha sonra politik bir eylemin ötesine taşıyarak 'kendini disipline etme' boyutuna genişletti. "Gazeteyi silmek değil, kendimi silmek süreci" şeklindeki sözü, dönemin acısını bireyin iç dünyasına çekip sanatsal bir uygulamaya dönüştürdüğünü gösterir.
Choi Byung-so'nun bu erken dönemdeki faaliyetleri, uzun süre Dansaekhwa (tek renkli resim) furyası arasında gölgede kalmıştı. Ancak 2023 yılında Kore Ulusal Modern Sanat Müzesi ve Solomon R. Guggenheim Müzesi'nin ortaklaşa düzenlediği 《Kore Deneysel Sanatı 1960-70'ler (Only the Young: Experimental Art in Korea, 1960s–1970s)》 sergisi, onu Kore deneysel sanatının önemli bir sanatçısı olarak yeniden konumlandıran belirleyici bir an oldu. Bu sergi, Choi Byung-so'nun çalışmalarının basit bir düzlem resmi değil, hızla değişen Kore toplumunun politik ve sosyal bağlamında doğan 'kavramsal performans sanatı' olduğunu uluslararası arenada duyurdu. Perrotin Seoul'ün bu sergisi, bu uluslararası yeniden değerlendirmeden hemen sonra açılan ilk kişisel sergi ve sanatçının ölümünden sonraki ilk sergi olması nedeniyle, onun sanatsal tarihsel konumunu sağlamlaştıran önemli bir dönüm noktası olacaktır.
Bu Perrotin sergisinde özellikle dikkat edilmesi gereken nokta, sanatçının gazete kağıdının tamamını siyaha boyayarak silme yönteminin yanı sıra, belirli bölümleri veya şekilleri kasıtlı olarak bıraktığı çalışmaları sergilemesidir. Bu, sanatçının 'silme' eyleminin rastgele bir yıkım değil, son derece hesaplanmış bir biçimsel seçim ve felsefi bir soru olduğunu gösterir.
Sergilenen eserlerden bazıları, gazetenin üst kısmı, yani başlık (Title), tarih, yayın numarası gibi bilgilerin yer aldığı başlık (Header) alanını silmeden bırakmıştır. Alt kısımdaki ana makale siyah mürekkep ve grafit ile tamamen gizlenmiş olup içeriği bilinemez, ancak üst kısımdaki tarih ve başlık net bir şekilde kalmıştır.
Bu yapı, eseri belirli bir zaman ve mekana demirler.
Özgüllük (Specificity): Tamamen silinmiş gazete kağıdı soyut bir 'madde' ise, tarihi bırakılmış gazete kağıdı '19xx yılı x ay x gün' gibi somut bir tarihsel kanıttır.
Hafızanın Uyarılması: İzleyici, bırakılan tarihi görerek o günün olaylarını veya kişisel anılarını hatırlar. Ancak bu anıları doğrulayacak makale içeriği silinmiştir. Burada oluşan hafıza (kalıntı) ve unutma (yok olma) gerilimi, eserin dramını en üst düzeye çıkarır.
Bu, "Her şey kaybolur" nihilizmi değil, "Buna rağmen zaman kaydedilir" varoluşsal bir teyittir.
Bu sergide "daire gibi şekillerin bırakıldığı çalışmalar" da tanıtılmaktadır. Sıkı çizgi çizme eylemi içinde kasıtlı olarak boş bırakılan dairesel alan, siyah ekranda bir nefes deliği açar.
Biçimsel Ritim: Dikey ve yatay olarak kesişen çizgilerin takıntılı tekrarı içinde, organik bir eğri olan daire (Circle) görsel bir dinlenme sağlar.
Sembolik Anlam: Daire, Budizm'in 'ilwonsang (일원상)'ını anımsatabilir ve ay (Moon) veya evreni simgeleyebilir. Ya da kapalı bir dünyayı (siyah boyanmış gazete) izleyen bir pencere (Window) olarak da yorumlanabilir.
Yokluğun Varlığı: Silinmeden bırakılan boşluk, 'silme' eylemini daha da vurgulayan paradoksal bir araçtır. Boyanmış kısım 'eylemin sonucu' ise, bırakılan kısım 'eylemin yokluğu' aracılığıyla orijinal kağıdın maddeselliğini ortaya çıkarır.
Sanatçı, The New York Times veya TIME, LIFE gibi ünlü dergilerin sayfalarını kesip çalıştı. Burada da 'TIME' veya 'LIFE' gibi başlık kelimelerini silmeden bırakma yöntemini benimsedi.
Bu, medyanın klişe başlıklarını insan varoluşuna dair temel bir felsefi soruya dönüştüren Choi Byung-so'nun kendine özgü mizahı ve içgörüsüdür. Bilgi selini (TIME/LIFE dergilerinin içeriği) silerek, paradoksal olarak kaybettiğimiz gerçek 'zaman' ve 'hayat' anlamını sorguluyor.
Bu sergide en nadir ve çarpıcı eser, 'beyaz eser' olan 〈Untitled 0241029〉(2024)tir. Önceki çalışmalar siyah mürekkep ve grafit ile ekranı doldurma (Filling) yöntemiyle yapılmışken, bu eser mürekkebi bitmiş boş tükenmez kalem (Empty Pen) ile yapılmıştır.
Sanatçı, mürekkebi çıkmayan bir tükenmez kalemi alıp gazete kağıdının üzerinde tekrar tekrar çizdi. Binlerce çizim eylemi vardır, ancak sonuç olan renk (Color) yoktur. Ekranda kalan, tükenmez kalem ucunun geçtiği yerlerde oluşan baskı izi (Trace), yırtılmış ve gevşemiş kağıdın yarası (Scar) ve ince pürüzlerdir.
Bu, 'silme' eylemini bile silen veya resmin en az koşulu olan 'pigmenti' bile ortadan kaldıran bir durumdur. Sadece saf eylem (Action) ve bunun neden olduğu fiziksel dönüşüm kalır. Bu beyaz çalışma, Choi Byung-so'nun sanatının son durağı olarak kabul edilebilir. Renk gibi görsel unsurları kaldırarak, izleyici kağıdın dokusuna ve ışığın yansımasına tamamen odaklanır. Bu, onun hayatı boyunca aradığı 'hiçlik (無)' dünyasının görsel olarak somutlaşmış halidir.

Choi Byung-so'nun bu çalışma dünyası, onun derinlemesine etkilendiği Maurice Merleau-Ponty'nin fenomenolojik düşüncesiyle yakından ilişkilidir. 1998 yılında eser başlığı olarak Ponty'nin kitabının adı olan 『Anlam ve Anlamsızlık (Sens et Non-Sens)』'i ödünç almıştır.
Ponty, akıl merkezli mantığı eleştirip bedensel algının önemini vurguladığı gibi, Choi Byung-so, dilin (Logos) hakim olduğu gazetenin mantıksal dünyasını fiziksel emek (tükenmez kalemle çizim) gibi mantıksız bir eylemle çözmüştür. Kullanılmış bir tükenmez kalemle kitap 『Anlam ve Anlamsızlık』'ın köşelerini sürekli çizip yıpratarak oluşturduğu obje çalışması, bu felsefeyi sembolik olarak gösterir. Bilginin deposu olan kitabı fiziksel olarak tahrip ederek içindeki metinsel anlamı anlamsızlığa (madde) indirgerken, bu eylem aracılığıyla yeni bir sanatsal anlam yaratma diyalektik sürecidir.
2026 yılında, bizler metin ve görüntüleri sonsuzca üreten yapay zeka çağında, sahte haberler ve bilgi fazlalığının günlük yaşamın bir parçası olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Tüm bilgiler dijital koda dönüştürülüp ışık hızında tüketilip kayboluyor. Bu noktada, merhum Choi Byung-so'nun bıraktığı yırtılmış ve delik deşik olmuş gazete kağıtları bize ağır bir soru yöneltiyor.
Perrotin Seoul'ün sergi salonunda asılı olan eserleri, dijital ekranların pürüzsüz yüzeyinin ardındaki yanılsamanın aksine, Choi Byung-so'nun ekranı kaba, yaralı ve dokunulabilir bir gerçekliktir (Reality).
Choi Byung-so gitmiş olabilir, ancak onun çizip sildiği izler artık sonsuz bir 'şimdi' olarak kalmıştır. Onun eserlerindeki 'ZAMAN' durmuş olabilir, ancak bıraktığı 'HAYAT' sorusu bitmemiştir. Bu 《Untitled》 sergisi, bir sanatçının yaşamını sonlandıran bir nokta değil, onun sanatının evrensel değerinin bir sonraki nesle aktarıldığı bir tekrar işareti olacaktır.
Mürekkep kokusu hafif olan sergi salonunda, siyah boyanmış kağıdın önünde nihayet sessiz bir dünyanın sesini duyarız. Bu, sadece sanatın verebileceği büyük bir sessizliktir.

