
[magazine kave]=Lee Tae-rim muhabir
Daracık bir oturma odası, alçak bir yemek masasında tüm aile bir araya toplanmış. TV sesi yankılanıyor ama ondan daha yüksek olan Park Hae-mi'nin (Park Hae-mi) bağırışları. Ders çalışmadığı için, kilo vermek istediği için, notları düştüğü için... Azarlama fırtınası evi sarıyor. Bir köşede Lee Soon-jae (Lee Soon-jae) tuhaf bir ilgi çekme eğilimi sergileyerek gereksiz bir karizma gösteriyor ve Lee Jun-ha (Jung Jun-ha) her zamanki gibi sadece etrafına bakarak gülüyor. Yeni pişmiş ramen kokusu, okul üniformasını düzelten eller, kapıyı çarparak çıkan oğulların arka siluetleri... Sitcom 'Cesurca Yüksek Tekme' bu son derece sıradan günlük yaşam sahnesiyle başlıyor. Ancak bu sıradanlık, bölümler biriktikçe Kore sitcom tarihindeki nadir değiştirilemeyen anıtsal bir manzara haline geliyor. Tıpkı 'Friends'in Central Perk kafesini bir ikon haline getirdiği gibi, 'Cesurca Yüksek Tekme' dar oturma odasını Kore ailesinin bir minyatürü olarak kazıdı.
Dizinin merkezinde Lee Soon-jae'nin ailesi, namı diğer 'Soon-jae'nin evi' var. Geleneksel tıp kliniği müdürü ve patriark olarak kendini tanıtan Lee Soon-jae, yaşı, otoritesi ve inadıyla her şeyde cesur. Dışarıda saygın bir müdür ama eve girdiği anda çocukça bir büyükbaba haline dönüşerek her türlü kazayı yapıyor. Tıpkı 'Simpsonlar'daki Homer Simpson'ın 70'li yaşlarında bir Koreli yaşlı adam kılığına girmiş gibi. Onun karşısında ise gelini ve geleneksel tıp meslektaşı Park Hae-mi var. Kendi gelişimini ve diyeti bir din gibi benimseyen Hae-mi, evdeki her şeyi kendi 'başarılı yaşam' standartlarına göre değerlendirmeye çalışıyor. Arada kalan Lee Jun-ha ise sürekli etkilenen bir kum torbası gibi. Ne sevgisi, ne yeteneği, ne de varlığı belirgin olan bu baba, durumu düzeltmeye çalışırken her seferinde daha büyük bir kazaya neden oluyor. Tıpkı 'Modern Family'deki Phil Dunphy'nin Kore'ye göç etmiş versiyonu gibi.
Kardeş hattında ise yaramaz asi Lee Yoon-ho (Jung Il-woo) ve örnek öğrenci Lee Min-ho (Kim Hye-sung) arasındaki karşıtlık ana ekseni oluşturuyor. Yoon-ho derslere hiç ilgi duymuyor ve günde bir kez bile olsa mantıksız bir kazaya neden olmadan rahat edemeyen bir karakter. Öte yandan Min-ho, sıkı bir program içinde kendini zorlayarak yaşayan bir lise öğrencisi örnek öğrenci. Ancak dizi bu ikisini basit bir 'serseri vs. mükemmel çocuk' olarak bırakmıyor. Yoon-ho tuhaf ama çok sevecen, Min-ho ise zeki ama duygularını ifade etmekte zorlanıyor. İki kardeşin çekişmeleri, ergen kardeşlerin portresi olmanın yanı sıra, birbirine benzemek isteyip de kabul etmek istemeyen rakip ilişkisini de yansıtıyor. Tıpkı 'Whiplash'teki Andrew ve Fletcher ilişkisini kardeş versiyonunda çözümleyen bir gerilim var.

Kesinlikle Gerçek Dışı Ama Son Derece Gerçekçi
Bu eve hem belirleyici bir çatlak hem de canlılık getiren kişi, yeni atanan İngilizce öğretmeni Seo Min-jung (Seo Min-jung). Amerika'dan dönen 'Konglish öğretmeni' Min-jung, kişiliği, konuşma tarzı ve düşünce yapısıyla hiçbir yerde sıradan değil. Okulda öğrenciler tarafından etkileniyor, evde ise kiracı olarak girip Soon-jae'nin ailesiyle birlikte yaşamaya başlıyor. Min-jung'un gelişiyle Yoon-ho ve Min-ho kardeşlerin duygusal çizgileri de sarsılıyor. Yoon-ho için Min-jung ilk aşkın hedefi haline gelirken, Min-ho için ise asla anlayamayacağı 'yetişkin gibi ama çocuk gibi biri' oluyor. Sınıf, çatı, sokak arasında gidip gelen bu üç kişinin ilişkisi, sitcom'un hafif temposu içinde bile tuhaf bir heyecan ve hüzünlü bir iz bırakıyor. Tıpkı '(500) Days of Summer'ı sitcom formatında çözümleyen, tatlı-acı bir tat var.
Okul hattı başka bir eksen. Disiplin ve öğrenciler, öğretmenler ve veliler, dershane ve sınavların iç içe geçtiği lise ortamında, 'Cesurca Yüksek Tekme' gençlerin günlük yaşamlarını ve endişelerini detaylı bir şekilde ele alıyor. İsyankar şakalar ve öğretmen odası önünde titreyen eller, öğle yemeği için yapılan tartışmalar ve karne alındığında donup kalan yüz ifadeleri. Her bölümde konu hafif ama arka planda yatan duygular beklenmedik şekilde ciddi. Hayatın ilk aşkı, dostluk ve rekabet, aile durumu ve kariyerle ilgili endişeler, gülüşlerin arkasında duman gibi takip ediyor. Tıpkı 'Freaks and Geeks'in Amerikan lisesinin dışlanmışlarını anlattığı gibi, 'Cesurca Yüksek Tekme' de Kore lisesinin sıradan öğrencilerini yakalıyor.
Sitcom'a uygun olarak hikayenin yapısı tamamen bölüm formatında. Bir gün Lee Soon-jae'nin tuhaf yaşlılık aşk hikayesi merkezde olurken, başka bir gün Yoon-ho'nun karne notları, ya da Min-ho'nun isyanı, Seo Min-jung'un hatası ana plota dönüşüyor. Yine de bölümler biriktikçe karakterler arasında belirgin bir anlatı ekseni oluşuyor. Kim kime aşık, kim kime kırgın, hangi travmayı taşıyor yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Sonlara doğru bu ilişkiler bir araya gelerek komediyi aşan bir duygusal dalga yaratıyor. Ancak son bölümde ne tür bir olayın gerçekleştiğini, sonrasında karakterlerin nasıl değiştiğini bu diziyi henüz izlememiş olanlar için saklamak istiyorum. 'Cesurca Yüksek Tekme'nin etkisi, tam da o son ana kadar biriken gülüş ve sevginin nasıl büküldüğü ve hafızada nasıl kaldığıyla tamamlanıyor.

Sadece Komedi Değil, Üstün Sanatsal Değeri Olan Bir Sitcom
'Cesurca Yüksek Tekme'nin Kore sitcom'unun bir zirvesini oluşturduğu değerlendirilmesinin nedeni, sadece çok güldürdüğü için değil. Bu eser, gülüş yoğunluğu kadar karakterlerin çok boyutluluğu ve gerçekçi tasvirde de mükemmel. Önce karakterlere bakalım. Lee Soon-jae karakteri, patriarkal toplumun son nesli olmasının yanı sıra, aynı zamanda en önce gülünç bir nesne olarak tüketilen kişi. Otoriter bir dille ailesini yönetmeye çalışıyor ama aslında herkesten daha fazla yalnızlık ve gururla mücadele eden bir yaşlı. Torunları tarafından küçümsendiği anlarda, evdeki yerini kaybettiği anlarda aşırı tepki veriyor. Bu aşırılık komediye dönüşüyor ama izleyici aynı zamanda o aşırılığın içinde tanıdık 'bizim evdeki birinin yüzünü' buluyor. Tıpkı 'Toy Story'deki Woody'nin yeni oyuncaklara yerini kaptırmaktan korkması gibi, Lee Soon-jae de zamanın gerisinde kalmaktan endişe ediyor.
Park Hae-mi de aynı şekilde. Dışarıdan bakıldığında sert bir kişisel gelişim annesi ve kendini beğenmiş bir geleneksel tıp doktoru ama biraz daha yakından bakıldığında kaygılarla dolu bir insan. Çocuklarının notlarına, kilolarına ve kariyerlerine takıntılı görünmesi, aslında kendi ayakta durduğu dünyanın ne zaman sarsılacağını bilmediği için korkan bir kalbin yansıması. Dizi, Hae-mi'yi tek taraflı bir kötü karakter ya da azarlama makinesi olarak tüketmiyor. Bazen kocasından daha yoğun bir şekilde ailenin rolünü üstleniyor, bazen kadın olarak, anne olarak olgunlaşmamış yanlarını aynı anda gösteriyor. Bu yüzden izleyicilerin tepkileri de aşırı uçlara gitmek yerine, bölümler ilerledikçe karmaşıklaşıyor. Kızgınken de anlaşılıyor, şaşkınken de hüzünlü duygular karışıyor. Tıpkı 'Lady Bird'ün annesi Kore'de yaşasaydı böyle olurdu diye düşündüren bir his veriyor.
Yoon-ho ve Min-ho kardeşlerin hikayesi, bu sitcom'un genç izleyiciler arasında patlayıcı bir popülerlik kazanmasının ana nedeni. Yoon-ho'nun özgür ruhu, o dönemin gençlerinin küçük isyan duygularıyla tam olarak örtüşüyor. Ders sırasında uyuklamak, gizlice oyun oynamak, öğretmene şaka yaparken azar işitmek, evde ise beceriksiz bir gösteriş yaparken yakalanmak çok gerçekçi. Ancak bu karakterin basit bir 'asi genç' olmaktan çıkabilmesi, onun duygusal derinliğini gösteren bölümler sayesinde oldu. Min-jung veya ailesine gösterdiği beklenmedik incelik, zarar göreceğini bilse de görmezden geldiği anlar birikerek onu 'sorunlu ama sevilebilen bir genç' yapıyor. Tıpkı 'Ferris Bueller's Day Off'un baş karakteri gibi, kuralları çiğniyor ama sevilen bir karakterin özünü gösteriyor.

Min-ho ise başka bir anlamda gerçekçilik sunuyor. İyi ve çalışkan bir örnek öğrenci, ancak bu kadar baskı altında ezilen bir öğrenci. O her zaman 'iyi çocuk' rolünü oynamak zorunda olduğu yükünü taşıyor. Notlarının düşeceğinden, beklentileri karşılayamayacağından veya kardeşinden daha az sevileceğinden korkusu, tüm davranışlarına sızıyor. Bu yüzden bazen patlayan Min-ho'nun öfkesi, dizide oldukça etkileyici. Okulda ve evde, her iki tarafta da 'iyi olmalı' çerçevesi talep edilen bir gencin görüntüsü, bu karakterde yoğunlaşıyor. Tıpkı 'Boyhood'un büyüme zamanını yakaladığı gibi, Min-ho büyüme baskısını yakalıyor.
Canlı Karakterlerin Kendinden Geçişi
'Cesurca Yüksek Tekme'nin diyalogları ve durum komedisi, şimdi tekrar izleseniz bile köhne görünmeyecek kadar ritmik. Doğaçlama bir ad-lib gibi görünen sahneler bile yapısal olarak sağlam. Aynı espriyi iki kez tekrarlamıyor ve karakterin kişiliğinden doğal olarak çıkan 'karakter tipi mizah' çoğunlukta. Lee Soon-jae'nin abartılı aşırı hareketleri, Park Hae-mi'nin doğrudan konuşma tarzı, Lee Jun-ha'nın beceriksiz dil alışkanlıkları, Seo Min-jung'un aşırı tepkileri, Yoon-ho'nun saf doğrudan vuruşları, Min-ho'nun ciddi abartıları hepsi kendi mizah alanlarına sahip. Bu sayede her bölümde hangi karakter öne çıkarsa çıksın, izleyici tanıdık bir ritimle gülüyor. Tıpkı bir caz grubunda her enstrümanın solo yaptığında farklı bir çekicilik yayması gibi.
Yönetim ve kurgu, sitcom'un kendine özgü hızlı temposunu korurken, duygusal sahnelerde cesurca hızı düşürüyor. Genellikle sitcom'lar gülme noktalarına odaklanarak duygusal sahneleri kısa tutar. Ancak 'Cesurca Yüksek Tekme', duygusal anlarda kamerayı orada tutuyor. Örneğin, babasına kırgınlığını saklayamayan Min-ho'nun gözyaşları yakın çekimde yakalandığında veya Yoon-ho'nun kendi başına hareket ederken içtenliğini gösterdiği anlarda, BGM ve açı tamamen komedi ritminden çıkıyor. Bu küçük cesaret sayesinde, izleyici 'sadece gülüp geçilen bir hikaye' değil, 'bu insanların hayatları' hakkında düşünmeye başlıyor. Tıpkı 'Scrubs'ın hastane komedisi arasında ölüm ve kaybı ele aldığı gibi, türün sınırlarını aşıyor.
Mekan kullanımı da ustaca. Soon-jae'nin oturma odası ve mutfağı, koridor ve çatı, okul koridoru ve sınıf, çatı ve kantin... Tekrar tekrar ortaya çıkan birkaç set var ama kamera konumu ve hareket düzeni çeşitlilik gösteriyor. Özellikle çatı önemli bir duygusal sahne. Şaka ve kaçış, itiraf ve kararlar bu mekanda gerçekleşiyor. Günlük Seul manzarasını arka plan olarak kullanan çatı, gençler ve yetişkinler için bir nefes alma yeri gibi işlev görüyor. Ev içi boğucu olduğunda, sınıf sıkıcı olduğunda, karakterler sık sık çatıya çıkıyor. Kamera onları uzaktan yakalıyor ve sitcom'un gülüşlerini bir kenara bırakıp onların arka siluetlerine bakıyor. Tıpkı 'Friends'in Central Perk kafesi veya 'Take Care of My Cat'in restoranı gibi, çatı bu dizinin kutsal alanı oluyor.
Sonun Acısını Nasıl İyileştiririz
Bu eser, nesilleri bir araya getiren bir neden, 'gerçeklik ve fantezi oranı'nın uygun olmasıydı. Zengin ailelerin aşırı sırları veya tehlikeli suçlar değil, gerçekten çevremizde her yerde olabilecek insanların hikayesi. Bunun yerine bu günlük yaşamın üzerine hafifçe gerçek dışı abartı ve fantezi ekleniyor. Lee Soon-jae'nin tuhaf davranışları, sınıfta meydana gelen çizgi film benzeri olaylar, tesadüflerin bir araya gelerek oluşturduğu durumlar gerçekte pek yaşanmaz. Ancak bu temelin duyguları tamamen gerçekçi. Kırgınlık, kıskançlık, kıskanma, aşağılık kompleksi, ilk aşkın heyecanı ve kaybı, ebeveynlerden onay alma isteği, çocuklardan saygı görme arzusu. Bu duygular gerçek olduğu için, biraz abartılı ayarlar izleyiciye kolayca kabul ettiriliyor. Tıpkı Pixar filmlerinin oyuncakları veya canavarları baş karakter olarak sunması ama duygularının tamamen insani olması gibi.
Elbette eleştirilecek noktalar da var. Sonlara doğru aşk çizgileri ve duygusal çizgiler biraz dramatik bir şekilde bağlanırken, başlangıçtaki hafif sitcom tonuyla mesafe oluşuyor. Özellikle bazı karakterlerin hikayeleri aşırı trajik bir yöne doğru ilerliyor ve bu konuda hala tartışmalar devam ediyor. Kimine göre bu son taze bir deneme gibi geldi, kimine göre ise 'buna gerek var mıydı' dedirten bir aşırılık gibi göründü. Tıpkı 'How I Met Your Mother'ın sonu gibi, hayran kitlesini ikiye bölen bir tartışma konusu oldu. Ayrıca bazı kadın karakterlerin kullanımı, görünüş ve derslerle ilgili şakalar, bugünün standartlarına göre rahatsız edici gelebilecek noktalar da var. O dönemin duygusal ve tarihsel bağlamını göz önünde bulundursak bile, şimdi tekrar izlesek eleştirel olarak ele alınabilecek kısımlar var.
Buna rağmen 'Cesurca Yüksek Tekme'nin hala anılmasının nedeni, nihayetinde karakterlere olan sevginin ekrana dolup taşmasıdır. Yapımcılar karakterleri sadece gülme aracı olarak tüketmiyor. Ne kadar saçma davranırsa davransın, bir noktada o kişinin zayıf yanını gösteriyor. Lee Soon-jae'nin yalnız arka silueti, Park Hae-mi'nin yorgun iç çekişi, Lee Jun-ha'nın küçük ve çekingen cesareti, Yoon-ho'nun beceriksiz içtenliği, Min-ho'nun beceriksiz isyanı, Seo Min-jung'un kolayca incinebilen kalbini birer birer gösteriyor. İzleyici bu süreçte ekrandaki karakterleri 'gülme tetikleyicisi' değil, 'sevgi dolu insanlar' olarak kabul etmeye başlıyor. Tıpkı 'The Office' karakterlerinin başlangıçta tuhaf görünmesi ama zamanla sevimli hale gelmesi gibi.
20 Yıl Geçse de Anılan Bir Eser
Yoğun bir günün ardından kafasını boşaltıp gülmek isteyen ama bu gülüşün sadece hafif olmasını istemeyen biri için uygundur. Birkaç bölüm izleseniz bile hemen içine çekilecek kadar her bölüm sağlam ve aynı zamanda beklenmedik bir duygusal dalgalanma anı geliyor. Günün sonunda, Netflix veya tekrar izleme ile herhangi bir şey açıp uyumak istemediğinizde, 'Cesurca Yüksek Tekme' oldukça iyi bir seçim olur. Tıpkı rahatlatıcı bir yemek gibi, ne zaman yerseniz yiyin doyurucu ve sıcak bir eser.
Çocukken bir kez izleyip şimdi yetişkin olarak tekrar izlemek isteyen biriyseniz, bu dizi tamamen farklı bir eser gibi hissedilecektir. Eskiden gülüp geçtiğiniz sahnelerde şimdi ebeveyn neslinin duygularını görecek ve o zamanlar anlamadığınız gençlerin beceriksiz seçimleri şimdi çok daha net bir şekilde karşınıza çıkacak. Aynı sahneyi izlerken yaş değiştikçe empati noktalarının nereye kaydığını bu eser çok iyi gösteriyor. Tıpkı 'Toy Story'yi çocukken ve yetişkin olduğunuzda tekrar izlediğinizde hissettiğiniz duyguların farklı olması gibi, 'Cesurca Yüksek Tekme' de yaşa göre farklı bir yankı veriyor.
Ailesiyle birlikte izlenecek bir eser arayanlara da tavsiye etmek isterim. Ebeveyn ve çocukların birlikte oturup izlemesi için ne fazla ne de sıkıcı. Kimisi Lee Soon-jae ve Park Hae-mi'yi izlerken kendi evini hatırlayacak, kimisi Yoon-ho ve Min-ho'yu izlerken kendi eski halini hatırlayacak. Böylece diziyi izledikten sonra, yemek masasında yapılan bir konuşma biraz değişebilir. 'Cesurca Yüksek Tekme' bu anlamda hala geçerli bir soru soran bir eser. Neden böyle birbirimize sertçe çarpışırken, sonunda aileyi bırakmıyoruz sorusunu soruyor. Tıpkı 'Little Miss Sunshine'ın bozuk bir ailenin yolculuğu aracılığıyla ailenin anlamını yeniden keşfetmesi gibi, 'Cesurca Yüksek Tekme' dar bir oturma odasında meydana gelen kargaşa aracılığıyla aynı soruya cevap veriyor.

